EDİRNE’NİN KURTULUŞU VE TÜRK İDARESİNE KAVUŞMASI

 

Dergimizin bu sayısının yayınlanacağı Ekim-Kasım ayları, Doğu Trakya ve Edirne’miz için önemli bir zaman dilimini çağrıştırır. 1922 yılının 11 Ekim’inde Doğu Trakya’nın işgalden kurtuluşunu sağlayan Mudanya Mütarekesi imzalanmış ve 24 Kasım’da da Edirne Türk idaresine kavuşmuştur. Mudanya Mütarekesine göre; Yunan askerleri Meriç nehrinin döküldüğü Ege denizi ağzından Türkiye-Bulgaristan sınırının birleştiği noktaya kadar Meriç nehri batısına çekilecekti. Tahliye işlemi 15 Ekim’de başlayacak ve 15 günde tamamlanacak, Yunan jandarma ve sivil memurları çekildikçe yerlerini önce Müttefik idaresi devralacak ve ardından da hazırlanacak bir takvime göre Türk jandarması ve idaresine teslim edilecekti.

 

Doğu Trakya, “Yunan tahliyesi, Müttefikin işgali ve Türklere devir-teslim” bakımından üç mıntıkaya ayrılmıştı. Bu taksimde Edirne, Lalapaşa ve Havsa kazaları ile beraber Fransız mıntıkasında kalmıştı. Müttefik generallerin kendi aralarında yaptıkları toplantıda alınan karara göre, Fransız kuvvetleri 25 Ekim’de Edirne’ye girecek ve Yunan kuvvetleri de takip eden beş gün içerisinde şehri tahliye edeceklerdi. Edirne’yi Yunanlılardan tahliye etmek ve Türklere devir teslimi sağlamak için oluşturulan Müttefikin Heyeti’nin başında Fransız subayı Binbaşı L. K. Lukas bulunuyor, aza olarak da İngiliz Binbaşı Baggalai ve İtalyan Binbaşı Kiyampi vardı. Heyet, Mütarekenin başladığı gün Edirne’ye gelerek göreve başladı. Ancak şehirde asayiş günden güne bozuluyor, yerli Rumların eşkıyalıkları tedricen artıyordu. Türkler her an karşılık verebilirdi. Bunun üzerine 17 Ekim’de bölgeye bir tabur Fransız askeri getirildi. Şehre Fransızların gelmesi yıllardır Yunan zulmünden bizar olmuş halkı sevindirdi. Türkler, ilk defa o gün fesleri başlarında korkusuzca sokaklarda dolaşabiliyor, Selimiye Cami önünde toplanarak sevinç gösterileri yapabiliyordu. Ancak bu durum şehirdeki Yunan idaresini telaşlandırdı. Yunan idaresi, aynı gün bir beyanname yayınlayarak, şehirdeki toplantı ve mitingleri yasakladığını bildirdi.

 

Fransız kıtasının Edirne’ye gelmesinden sonra Yunan karargâhı önce Karaağaç’a ardından da Gümülcine’ye taşındı. Askerlerin tahliyesi de peyderpey devam ediyordu. Askerlerle beraber yerli Rumlar ve bir kısım Ermeniler de şehirden ayrılıyorlardı. 23 Ekim’de Karaağaç’ta 30.000 civarında muhacir ve binlerce asker toplanmıştı. Tahliye devam ederken Fransız askerleri ile beraber sokaklarda Yunan askerlerinin de devriye gezdiği görülüyordu. Türk halkı, Yunan devriyelerinden bu şekilde sokak aralarında gezmesinden rahatsız olmuş ve bunların yerini Fransız askerlerin alması hususunda Müttefikin Komisyonuna müracaat etmişlerdi.  Bu talep üzerine 25 Ekim’den itibaren sokaklardaki Yunan devriyeleri kaldırılmıştı. Edirne’nin Yunanlılardan tahliyesi 31 Ekim 1922 akşamı son Yunan müfrezesinin de Karaağaç’a çekilmesiyle nihayet buldu. Yunan askerlerinin şehri terk etmelerinin ardından Belediye Dairesi, Hükümet Binası ve saat kulesine Türk bayrakları çekildi. Halk, iki buçuk yıldan beri sandıklarda sakladıkları bayrakları çıkararak, evlerinin pencerelerine astı. Böylece Edirne uzun bir aradan sonra yeniden al bayrağına kavuşmuş oldu.

 

Bu arada Ankara Hükümeti de devir-teslim hazırlıklarını sürdürmekte idi. Refet Paşa, Trakya’yı Tesellüme memur edilmiş, Edirne Valiliğine de Şakir (Kesebir) Bey atanmıştı. Edirne’nin teslim tarihine kadar vilayet merkezi olarak Çorlu seçilmişti. Vali, kaymakam ve diğer memurlardan atamaları yapılanlar İstanbul’a gelmişler, kazaların güvenliğini sağlayacak jandarmaların da Trakya’ya nakilleri peyderpey gerçekleştirilmekteydi. Doğu Trakya’nın Yunan askerlerinden tahliyesi sürerken TBMM Hükümeti de devir teslim hazırlıklarını tamamlanmış gibiydi. Refet Paşa, 23 Ekim’de Müttefikin generalleriyle İstanbul’da bir toplantı yaparak Edirne ve kazalarının devir teslim takviminin belirlenmesini istedi. Hazırlanan takvime göre, Edirne ile yakın aksamının devir teslimi 24 Kasım olarak tespit edildi.

 

İstanbul’da bu gelişmeler yaşanırken, şehir idari yönden Yunanların elinde, asayiş ve güvenlik bakımından da Fransızların kontrolündeydi. Türkler, Yunan askerinin asayişten el çektirilmiş olmasına rağmen Yunan idaresinin hala kentte söz sahibi olmasından hayli rahatsızdılar. Çünkü şehrin resmen Türk idaresine kavuşması için yaklaşık bir ay kadar bir zaman vardı. Yunan idaresinin şehirdeki varlığını ve etkinliğini bir an önce azaltmak isteyen şehrin ileri gelenleri Edirne Müftü Vekili Mustafa Nuri Efendi’nin başkanlığında Cemaat-i İslamiye adında bir heyet oluşturarak Yunan askeri tahliyesinin devam ettiği dönemde Müttefikin Komisyonu ile temas kurarak, halkın ihtiyaçlarının karşılanması ve asayişin temininde önemli görev üstlendiler. Heyet ilerleyen günlerde bununla da yetinmeyerek Yunanların tahliyesini müteakip şehrin idaresine el koyma kararı aldı. 31 Ekim 1922’de Yunan tahliyesinin son bulmasının ardından da geçici şehir idaresini oluşturdular.  Bu İdari Heyette Lütfi Arif (Vakit Gazetesi Muhabiri), Yümni (Eski Kaymakam), Hafız Mustafa ve Mehmet Beyler bulunuyordu.

 

Heyet, kuruluşunu müteakip aynı gün Lütfi Arif Bey’i temsilci olarak Müttefik Komisyonuna göndererek geçici bir yönetim kurduklarını, bütün Edirnelilerin kendi arzuları ile bu yönetime tabi olduklarını, şehrin inzibat, iaşe ve güvenliği gibi hususlarına bakmak üzere gençlerden oluşan heyetler oluşturduklarını bildirdi. Ayrıca Yunanların devam ettirdikleri Belediye idaresini de kendilerinin üstleneceklerini söylediler. Yerine de kendilerinin yeni bir yönetim oluşturduklarını açıkladı. Görüşme esnasında Türk heyetinin kararlı olduğunu anlayan Müttefikin Komisyonu, bunun bir geçici hükümet değil de, geçici bir yerel idare olması kaydıyla kabul ettiklerini söyledi. Müzakereler neticesinde bu idarenin hangi şartlarda vazife yapacağı karara bağlandı. Buna göre;

  • Şehir civarının asayiş ve güvenliğini Fransızlar temin edeceklerdi.
  • Türkler, mahallelerde bekçilerle beraber bulunabilecekler, her mahallede tanınan adamlardan birer kişi bulundurulacak ve bir olay meydana gelmesi halinde Fransızlar haberdar edilecekti.
  • Fransızların Yunanlardan teslim aldıkları dairelere el konulmayacaktı.
  • Karaağaç köprülerinden yalnızca Fransız vesikaları ile geçiş yapılacaktı.
  • Şehrin iaşesi, su ve aydınlanma ihtiyacı Türkler tarafından idare edilecekti.
  • Tezahürat hazırlıkları Yunan jandarması Karaağaç’a çekildikten sonra yapılacaktı.
  • Geçici Türk İdare Heyeti’nin ikameti için Hükümet Konağı’nda bir oda tahsis edilecekti.

 

Görüşmelerden sonra, heyetin başkanlığına Lütfi Arif Bey seçildi. Heyetin göreve başlaması münasebetiyle Cemaat-i İslamiye ve Belediye dairelerine Türk bayrakları çekildi. İdarenin ilk faaliyeti Edirne hapishanelerinde tutuklu bulunan yirmi altı Türkün salıverilmesini temin etmek oldu.

 

Edirneliler resmi devir teslim gününü yani Türk idaresine kavuşacakları anı büyük bir heyecanla bekliyorlardı. Vilayet merkezi olması dolayısıyla hazırlıklara da büyük bir önem veriyorlardı. Hazırlıklar iki koldan hem İstanbul’daki Trakyalılar hem de Edirne’deki Türkler tarafından sürdürülüyordu. İstanbul’da yapılacak hazırlıkları Trakya-Paşaeli Cemiyeti üstlenmişti. Cemiyet, 10 Kasım 1922’de İstanbul’da yaşayan Trakyalılara bir duyuru yayımlayarak Edirne’nin kurtuluş bayramına katılmak isteyenler için bir tren kiralandığını, bu trenle seyahat edeceklerin Küçük Kınacıyan Hanı’ndaki Cemiyet Merkezi’ne müracaat ederek isimlerini yazdırmalarını istedi. Aksi takdirde önceden yazılmayanlar o gün trene alınmayacaklardı. Edirne’ye gidecek trene “Devir-Teslim Treni” adı verildi. Trende, Trakya Cemiyeti, Garbi Trakya cemiyeti, basın mensupları, sinemacı ve fotoğrafhane sahiplerine yer ayrılmıştı. Ayrıca bahriye Mızıkası ve mevlithanlar da törene katılmak üzere trende yer alacaklardı.

 

Edirne’deki hazırlıklar da hızlı bir şekilde sürüyordu. Şehri devir teslim almak üzere gelecek olan memur ve jandarmalara hediye edilmek üzere Cemiyet-i İslamiye dairesine 200 koyun, 20 keçi, 10 tane de dana verilmişti. Gelecek heyetin üç günlük iaşesi hazır durumdaydı. Süvari birlikleri için de yeterli miktarda arpa toplandı. Çeşitli esnaf birlikleri de üç gün müddetle ücretsiz hizmet etme kararı aldılar. Geçici olarak kurulmuş olan Belediye Yönetimi, gelenler için 100 kişilik bir yemek verecekti. Gecede şenlikler ve bir konser düzenlenecekti. Edirne’nin kurtuluş günü aynı zamanda yeni halife seçilen Abdülmecit Efendi’nin ilk Cuması idi. Ülkenin her yerinde olduğu gibi o gün Edirne’de ilk hutbe okunacak ve halifenin şerefine 101 pare top atışı yapılacaktı. Bu amaçla iki top ve yeterli miktarda barut İstanbul’dan Edirne’ye ulaştırılmak üzere trenle yola çıkarılmıştı.

 

Vali Şakir Bey ve ekibi de geçici vilayet merkezi ittihaz edilen Çorlu’da son hazırlıkları yapıyorlardı. Edirne’yi teslim alacak memurlar ve jandarmalar, köylerde toplu olarak ikamet ediyor, askerler günlerini talim ve derslerle geçiriyorlardı.

 

Yunan memur ve jandarmaları 21 Kasım 1922’de şehri terk ettiler. Yunanlıların şehri terk ediş saati olan 11.00-12.00 arasında herhangi bir taşkınlığa sebep olmamak maksadıyla geçiş güzergâhı üzerindeki dükkânlar ve iş yerleri kapatıldı. Fransız yönetimi aynı saatlerde halkın sokağa çıkmasını da yasaklamıştı. Saatler 12.00’yi gösterdiğinde önde Vali Vekili Lambridis, Yunan jandarma ve memurları ardında Fransız askerleri olmak üzere Karaağaç’a giderek Yunan idaresi Edirne’yi terk etmiş oldu. Yunanların şehirden ayrılması üzerine sokaklara çıkan halk, yıllarca hasret kaldıkları bayraklarını çıkarıp evlerine ve işyerlerine astılar, şehri ay-yıldızlı bayraklarla süslediler.

 

Yunanların şehirden ayrılmasından sonra Edirne halkı Türk yönetimine kavuşmak için sabırsızlanıyor, Edirne Valisi Şakir Bey ve heyeti de bir an evvel Edirne’nin yönetimini ele almak istiyorlardı. Yapılacak çok iş vardı. Yaklaşık iki yıldan fazla süren işgal sırasında halk çok sıkıntı çekmişti. Yaraların bir an evvel sarılması gerekiyordu. Vali Şakir Bey, 22 Kasım’da Babaeski’ye geldi. Edirne’yi teslim alacak memur ve jandarmalar da Havsa’ya gönderildi. Memur ve jandarmalar buradan ertesi gün Sazlıdere’ye geçecek ve şehri teslime hazır olarak burada bekleyeceklerdi. Vali ve yakını ise Babaeski’den arabalarla Havsa üzerinden Edirne’ye geçeceklerdi.

 

İstanbul’dan törene katılacakları taşıyacak 25 vagonluk “Devir-Teslim Treni” 22 Kasım 1922 sabahı Sirkeci’den hareket etti. Trende Trakya-Paşaeli Cemiyeti yöneticileri, Edirne Milletvekilleri Mehmet Şeref (Aykut), Faik (Kaltakkıran), Batı Trakya Cemiyeti heyeti, gazeteciler, fotoğrafçılar, sinemacılar, mevlithanlar, Bahriye Mektebi Bandocuları ve kalabalık bir halk bulunuyordu. Tren, İstanbulluların alkışları arasında Sirkeci istasyonundan uğurlanırken, Bahriye mektebi bandosu Halit Recep Bey’in bestelediği “Trakya Marşı”nı çalıyordu.

 

Birkaç gündür Sazlıdere’de bekletilen memur ve jandarmalar, 24 Kasım 1922 sabahı erkenden şehrin girişindeki “Hacılarezanı Abidesi” önüne geldiler ve yerlerini aldılar. Şehir, kahramanlarını karşılamaya hazırdı. O sabah Edirneliler, bayraklar ellerinde şen şakrak sokak ve caddeleri doldurmuşlardı. Evlerin balkonları ve camları bayraklarla süslenmiş, caddelere taklar hazırlanmış, şehrin hemen girişine kurulan takta “Edirne Hilale Kavuşuyor” ibaresi yazılmış. Karşılama heyetleri, Cemaat-i İslamiye, Belediye, Geçici yönetim, muhtelif dinlerin cemaat liderleri, konsoloslar ve şehrin ileri gelenleri sabahtan itibaren şehrin girişindeki yerini almış bulunuyorlardı. Girişten Hükümet dairesi önüne kadar yolun iki tarafında Fransız askerleri dizilmişti.

 

Babaeski’den hareket eden Vali Şakir Bey ve yanında bulunan heyetleri taşıyan otomobiller, saat 13.00’te Edirne’ye ulaştılar. Şehrin girişinde askerlerin selamları, bandonun İzmir marşı ve halkın tezahüratı arasında arabalardan inildi. Şakir Bey’in yanında Binbaşı Şerif, Trakya Cemiyeti’nden Hayrettin Bey, Bolu Milletvekili Kırklarelili Dr. Fuat (Umay), Valinin babası Edirne reji Müdürü Ahmet Vefik Bey, Edirne Milletvekilleri Mehmet Şeref ve Faik Beyler bulunuyordu. Ayrıca kalabalık bir misafir grubu mevcuttu. Vali Şakir Bey, yanında milletvekilleri ve arkasında görevli memurlarla beraber yolun her iki tarafına sıralanmış Fransız askerlerini ve halkı selamlayarak şehre girdi. Burada Vali ve heyete önce yaşlı kadınlar yaklaştılar, valinin ellerine sarıldılar, daha sonra geçici şehir yönetimi Vali ve yanındakiler el sıkışarak şehrin kurtuluşundan duydukları memnuniyeti belirtiler ve şükranlarını sundular. Takiben, Duyun-ı Umumiye Bankası Müdür, Hahambaşı ve Bulgar ve Ermeni cemaatleri reisleri Valini elini sıkarak sadakatlerini bildirdiler. Daha sonra vali ve görevliler gençlerin tuttuğu üzerinde “Trakya’nın Halaskar Ellerinizle Kurtulan Gençleri” yazılı pankart ve “Yaşasın Misak-ı Milli” işlemeli bayrağın altından geçerek ilerlediler. Yol kenarında bulunan küçük bir mezarlığa gelindiğinde burada duruldu ve Edirne’nin işgali esnasında Yunanlılar tarafın şehit edilen Teğmen Reşat Bey’in kabri önünde dualar okunarak, Ayşekadın semtine gelindi. Burada kurulan takın üzerinde “Milli İnkılâbımızın Müjdecileri Hoş Geldiniz” ibaresi yazılı idi. Takın iki tarafında kurbanlar kesildi. Bihter ve Şükriye isimlerinde iki küçük kız ellerindeki tepsilerle Vali Beye yaklaştılar, Bihter tuz ve ekmeği Vali beye ikram ederken, Şükriye de tepsi içinde duran makası hediye ederek şöyle dedi:

 

“Size Edirne kalesinin anahtarını değil,  milli zaferimizi hazırlayan Türk kadınlığının irfan aletini takdim ediyorum. Bu alet elinizde olduğu müddetçe tarihin, kalelerin büyük kapılarını bile açabilirsiniz. Büyük milletin milli saltanat tarihini yazan parlak süngüsünü hazırlarken, mini mini bir makası da unutmayalım. Yaralı Edirne’mize giriyorsunuz. Halk namına teşekkür ederiz” dedi. Vali Bey makası alarak taka gerili kurdeleyi keserek şehre girdi ve alkışlar arasında ilerleyerek Öğretmen Okulu önündeki ikinci takın önüne gelindi.  Takta, “Halk Ordusu, Hakk Ordusudur” yazıyordu. Buradan hareketle Hahamhane önünde kurulan üzerinde “Yaşasın Türk saltanat-ı Milliyesi” yazılı üçüncü bir tak ile karşılaşıldı. Burada Melek ve Nihal isimlerinde iki küçük kız Vali ve heyeti karşılayarak Hükümet Konağı önüne kadar mihmandarlık yaptı.

 

Hükümet Konağı önünde büyük bir tak vardı ve üzerinde “Yaşasın Türkiye Büyük Millet Meclisi” yazıyordu. Burada Fransız askerleri Vali ve heyeti selamladılar. Vali, konağın merdivenlerine geldiğinde küçük bir kız, eski Vali Paşalardan birine ait olduğu ifade edilen iki yüz yıllık bir bohçanın içinden çıkardığı Türk bayrağını kendisine uzattı. Vali, saatler 14.32’yi gösterirken Türk ve Fransız askerlerinin selamları arasında bayrağı direğe çekti. Burada yeni Edirne Müftüsü Harun Efendi, halife, TBMM ve orduya dualar okuyarak, Trakya’nın kurtuluşunda emeği geçenlere şükranlarını sundu. Daha sonra Albay Mümtaz Bey’in kumandasındaki jandarmaların resmi geçidi yapıldı. Tören sonrasında Vali ve heyeti Hükümet dairesine girdiler. Burada cemaat reisleri ve eşraftan bir heyet valiyi ziyaret ederek tebriklerini sundular. Vali de kısa bir konuşma ile Trakya ve Edirnelilere kavuşmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşadığını bildirdi.

 

Kısa bir istirahatten sonra Selimiye Camii önüne gelindi. Bütün Edirneliler bu meydanda toplanmıştı. Toplu şekilde namaz kılındıktan sonra, Hafız Rıza Efendi Kurtuluş Bayramı münasebetiyle bir dua okudu. Edirne gençleri namına Senari Bey ve Emine Samiye Hanım birer konuşma yaptılar. Takiben Edirne Milletvekili Mehmet Şeref (Aykut) uzun bir konuşma yaparak, işgalden kurtuluşa giden yolu anlattı. Daha sonra TBMM ve orada bulunan milletvekilleri Faik ve Fuat Beylerin selamları halka iletilerek, bu törene katılamayan Edirne milletvekilleri Kazım Karabekir ve İsmet (İnönü) paşaların Edirnelilere gönderdiği halkın sevinçlerini paylaştıklarını bildiren mektupları okundu.

 

Daha sonra kürsüye Vali Şakir Bey geldi. Kısa bir konuşma yaparak, samimi ve sıcak karşılamaları için Edirnelilere teşekkürlerini sundu. Buradan Belediye Dairesine geçildi. Müftü Harun Efendi İstiklal Marşı eşliğinde göndere bayrak çekti. Bando konser verdi, ikramlar yapıldı, Şair Enis Behic (Koryürek) Bey de kendi yazdığı Meriç şirini okudu.

 

Müttefikin Heyeti üyeleri saat 18.00’de Belediye binasına gelerek Vali Şakir Bey’i ziyaret ettiler. Devir teslim tutanağı görüşüldü ve tutanağın imzası ertesi güne bırakıldı. 25 Kasım saat 13.30’da Vali Şakir Bey ve Müttefikin Heyeti belediye binasında tekrar bir araya geldiler. Yaklaşık bir saat süren müzakerelerden sonra devir teslim tutanağına son şekli verildi ve imzalar atıldı. Fransızca olarak üç nüsha halinde hazırlanan tutanak, Edirne merkez kaza Havsa ve Lalapaşa ilçelerinin devir tesliminin sorunsuz olarak yapıldığına dair bilgiler içeriyordu ve altında Edirne Valisi Şakir, Müttefikin Heyeti Başkanı Fransız Binbaşı Dukas, İngiliz Binbaşı Baggalai ve İtalyan Binbaşı Kiyampi’nin imzaları bulunuyordu. Tutanağın imzasını müteakip Vilayet memurları ve jandarmalar göreve başladılar. Jandarmaların bir kısmı da Bulgaristan hududunu teslim almak üzere yola çıkarıldılar.

 

Kurtuluş törenlerinin 24 Kasım’da gerçekleştirilmesi, buna mukabil devir teslim tutanağının ertesi gün imzalanmış olması ve aynı gün memurların görevlerine başlaması, daha sonraki yıllarda “Kurtuluş Bayramı”nın hangi tarihte olacağı tartışmasına yol açmıştır. Nitekim ilk “Kurtuluş Bayramı” 24 Kasım’da gerçekleştirilmiş, ertesi yıl ve takip eden yıllarda da 25 Kasım olarak kutlanmaya devam edilmiştir. Bu durum 1990’lı yıllarda şehrin idarecilerinin dikkatini çekmiş ve yeniden tartışma konusu olmuş, bunun üzerine Edirne Valiliği 21 Ocak 1993’te Genelkurmay Başkanlığı’na müracaat ederek, kurtuluş günlerinin tespit edilmesini istemiştir. Genelkurmay Arşiv Dairesi uzmanları incelemelerin ardından Türk jandarma ve memurlarının 24 Kasım’da şehre girmiş olmakla beraber, devir teslim tutanağının 25 Kasım’da imzalanmış olmasını esas alarak bu tarihin Edirne’nin “Kurtuluş Günü” olarak kutlanmasının uygun olacağını bildirdiler. Hâlbuki Genelkurmay Başkanlığı’nın 1940 yılında yayınladığı, “Harp Mıntıkaları, Şehir ve Kasabaların İşgal, İstirdat ve Bombardıman tarihleri” adlı eserde Edirne’nin Yunan işgalinden kurtuluş tarihi olarak 24 Kasım 1922 verilmekteydi. Bu çelişkiye rağmen Edirneliler, Genelkurmay Başkanlığı’nın 16 Şubat 1993 tarihli yazısını esas alarak bu tarihten sonra da kurtuluş bayramlarını “25 Kasım” olarak kutlamaya devam ettiler.

 

 

Trakya Paşaeli Cemiyeti’nin Edirne Kurtuluş Treni

Mustafa Kemal’in Askerleri Edirne’de – 24 Kasım 1922

SPOTLAR

 

Edirne’nin Yunanlılardan tahliyesi 31 Ekim 1922 akşamı son Yunan müfrezesinin de Karaağaç’a çekilmesiyle nihayet buldu. Yunan askerlerinin şehri terk etmelerinin ardından Belediye Dairesi, Hükümet Binası ve saat kulesine Türk bayrakları çekildi. Halk, iki buçuk yıldan beri sandıklarda sakladıkları bayrakları çıkararak, evlerinin pencerelerine astı. Böylece Edirne uzun bir aradan sonra yeniden al bayrağına kavuşmuş oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*